Ve Dönem Bitti..

Koca bir dönem daha geçip gitti gözlerimin önünden.. Oldukça uzak kaldım buraya, yazmaya fırsat bulamadım bir türlü. Koşturmaca içerisinde oldum hep.. Ödevler, sunumlar, finaller derken ve işte anca vakit bulabiliyorum yazmaya. Benim için çok özel, çok güzel bir dönemdi.. 3.sınıftan arda kalan o bunalımlı dönemden sonra bu dönemimin rahatlığına diyecek söz yoktu..

Bu dönem haftamın sadece 3 günü okulda geçti. Günümün 9 saati dersle haşırneşir olduğum bi pazartesim vardı, onun da ilk 3 saati hep odamda uykuyla geçti zaten :) salı ve çarşambadan hiç söz etmeye bile gerek yok çünkü doğru düzgün gitmedim bile derslere.. Beni zorlayan CPE432 kodlu Network dersi oldu, attendantsdan kalmayalım dediysek de projeyi yapmadık diye kaldık.. Neyse sağlık olsun.. Perşembe ve cuma günleri + 2 günlük haftasonu tatili ile birlikte 4 günlük yatma potansiyeline eriştim bu dönem.. Yattım.. Yattımm.. hep yattım.. ve yata yata dönemi bitirdim.. mutluyum :)
En sonki yazımda "Tıklım Tıklım Yazılım Semineri"nden biraz bahsetmiş, daha sonra detaylı bir şekilde ele alacağımızı yazmıştık.. Ben o bölümü atlayıp seminer ardından gittiğim Taraklı - Göynük - Mudurnu - Abant - İstanbul gezime kısaca değinmek istiyorum. Her sene
UKÜ Mezunları ve Mensupları tarafından düzenlenen gezimizin bu seneki durağı az önce de belirttiğim üzere Bolu civarlarıydı. 22 Mayıs sabahı İstanbul'dan yola çıktık, Taraklı'yı gezdikten sonra açık havada alabalık ziyafeti yaptık (Her ne kadar doyurucu olmasa da tavsiyem balıktan yana). Ardından doğa ile içiçe tarihi evleriyle göz kamaştıran Göynük'te vakit geçirip rotamızı Sünnet Gölü'ne çevirdik. Burada da sosyal aktiviteden geri kalmayarak yakartop oynadık :) Hava kararmaya yakın akşam kalacağımız Mudurnu'daki Yarışkaşı Konağı'na doğru yola çıktık. Günün yorgunluğunu attıktan sonra gezimizin ikinci gününde Mudurnu turu ve ardından Abant Gölü'nde mangal keyfi vardı. Ve gün bitimine doğru İstanbul'a geri dönüş için hazırlıklara başladık.. Gezimiz sona ermiş ama ağabeyimin verdiği İstanbul gezintisi sözü halen duruyordu. Ertesi gün Sultanahmet, Ayasofya civarını sırtımızda 10 kiloluk çantayla nasıl gezdim halen kendime şaşıyorum :) Gezi sonrası anladım ki, bir GPS cihazı şart! :)

Nazara mı geldik nedir bilinmez ama, gezi sonrası evimde babama yardım ederken maalesef sol orta parmağımı elektrikli testereye kaptırdım. Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi sonrası hastane ve ameliyat. Bir gün hastanede müşade altında kaldıktan sonra parmağımda bol dikiş ve iki adet metal çubuk ile taburcu oldum.. Şu an durumu iyi gibi görünüyor ama metaller alındıktan sonra ne olur bilinmez.. Parmaktaki kemikleri fena dağıtmışım.. Sanırsam şuan ufak bi parça kemikten yoksunum :) sağlık olsun.. 2 ay sonra metallerimi de aldırcam hayırlısıyla..

İşte öyle.. ve sonra döndük yine Kıbrıs'a.. ardından dediğim gibi ödevler, sunumlar, finaller.. Gidenler olacak ya, mezun olan arkadaşlarımdan bahsediyorum, onlarsız nasıl bi dönem daha geçer bilmiyorum ama yerleri asla doldurulmayacak.. Umarım okul sonrasında da irtibatı koparmadan yaşlanıp gideriz ;)

Aslında bu yazımın başlığına uygun bir yazı yazmayı istemiştim ama cümleler beni buraya sürükledi, ben de silmek istemedim.. Neyse, dönem içindeki hatıralarıma da inşallah bir sonraki yazımda değinirim..

Sağlıcakla kalın..

2 yorum:

Mehmet Kerem Tiryaki dedi ki...

O orta parmak ne öle abi :)
tekrar geçmiş olsun ii bak parmaklarına kod yazamazsın bak :D
dediğin gibi iletişimi koparmayalım çok özleyeceğim buraları.

Salih Acar dedi ki...

geç tanıdım sizleri ama iyi ki tanıdım.. bitiş cümlen bitirdi beni, şimdi şuracıkta ağlayacağım valla, çok hüzünlendim be abi.. :(

Parmak çok şık durmuş öyle dimi :) Hele üstümdeki kan kalıntısına ne demeli :)

belki 10 parmakla olmaz ama 9 tanesi de idare eder beni kod yazarken ;)

unutmayın bizi..

Yorum Gönder